AKİDE BÖLÜMÜ:

Cevap: Rabbim, nimetleri ile beni ve bütün âlemleri yetiştirip eğiten Allah'tır. O benim ilahımdır ve benim O'ndan başka hiçbir ilahım yoktur. O; her şeyin yaratıcısı, maliki, rızkını veren ve evrende olan her şeyin işlerini düzenleyip idare edendir.
Delili:
Allah Teâlâ'nın şu sözüdür: {Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.} [Fâtiha Suresi: 2. Ayet]

Cevap: Benim dinim İslam'dır, o da tevhid ile Allah'a teslim olmak, itaat ile O'na boyun eğmek, şirkten ve şirk ehlinden beri/uzak olmaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Şüphesiz Allah katında hak din İslâm’dır.} [Âli İmran Suresi: 19. Ayet]

Cevap: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{O, Allah’ın resulü Muhammed’dir...} [Fetih Suresi: 29. Ayet]

Cevap: Kelime-i Tevhit; “Allah'tan başka hak ilah yoktur” ve manası: Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek hak ilah yoktur.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Bil ki, Allah’tan başka hak ilah yoktur...} [Muhammed Suresi: 19. Ayet]
Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: {Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.} [Hac Suresi: 62. Ayet]

Cevap: Yüce Allah, gökte Arş'ın üzerinde, bütün yaratılmışların üzerindedir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Rahman olan Allah arşa istiva etmiştir.} [Tâ-Hâ Suresi: 5. Ayet]
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {O, kullarının üstünde tam bir tasarrufa sahiptir. O Hakîm'dir, her şeyden haberdardır.} [En'âm Suresi: 18. Ayet]

Cevap- Allah onu âlemlere müjdeci ve uyarıcı olarak göndermiştir.
Yapılması gerekli olan:

1- Emrettiğine itaat etmek.
2- Haber verdiğini tasdik etmek.
3- Ona isyan etmemek.
4- Yüce Allah'a ancak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in öğrettiği şekilde ibadet etmek. O da, sünnete uymak ve bidati terk etmek ile olur.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Rasûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur...} [Nisâ Suresi: 80. Ayet]
Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: {Kendi hevasından konuşmaz.} {O (size okuduğu), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir.} [Necm Suresi: 3, 4. Ayetler]
Allah -Azze ve Celle- şöyle buyurmuştur: {İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Rasûlullah’ta güzel bir örnek vardır.} [Ahzâb Suresi: 21. Ayet]

Cevap: Biz, hiçbir ortağı olmayan bir ve tek olan Allah'a ibadet etmek için yaratıldık. Bizi boş yere, eğlence ve oyun için yaratmadı. Bizi başıboş bırakmadı ve bizi ihmal etmedi.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.} [Zâriyât Suresi: 56. Ayet]

Cevap: Yüce Allah'ın sevdiği ve razı olduğu gizli ya da açıktan işlenen söz ve amelleri kapsayan bir terimdir.
● Açık ameller:
Dil ile yapılan tesbih, hamt ve tekbir, namaz ve hac bu amellere birer örnektir.
● Gizli ameller:
Tevekkül, korku ve ümit etmek bu amellere birer örnektir.

Cevap- En büyük görevimiz: Yüce Allah'ı tevhit etmek/bir ve tek saymaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Hâlbuki onlara; Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri emredilmişti.} [Beyyine Suresi: 5. Ayet] [Beyyine Suresi: 5]

Cevap: 1- Rububiyet Tevhidi: Allah'ın bir ve tek olarak yaratıcı, rızık veren, malik ve hükümdar olduğuna, O'nun ortağının olmadığına iman etmektir.
2 - Ulûhiyet Tevhidi: Sadece Allah'a ibadet etmek, Allah Teâlâ'dan başka bir varlığa ibadet etmemektir.
3- İsim ve Sıfat Tevhidi: Allah Teâlâ'nın kitap ve sünnette zikredilen isim ve sıfatlarına temsil (1), teşbih (2) ve ta'til (3) etmeden iman etmektir.
Tevhidin üç çeşidinin delili:
Allah Teâlâ'nın şu sözüdür: Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi'dir. Şu halde O’na sabır ve sebatla kulluk et. O’nun adını almaya layık başka birini biliyor musun?} [Meryem Suresi: 65. Ayet]

Cevap: Allah Teâlâ'ya şirk koşmaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.} [Nisâ Suresi: 48. Ayet]

Cevap: Şirk: Kişinin ibadetinde, rububiyetinde, isim ve sıfatlarında Allah'a ortak koşmasıdır.
İbadet türlerinden herhangi birini Allah Teâlâ'dan başkasına yapmak şirktir.
Şirkin Çeşitleri:

Büyük Şirk: Yüce Allah'tan başkasına dua etmek, Allah Subhânehû ve Teâlâ'dan başkasına secde etmek, ya da Allah Azze ve Celle'den başkasına kurban kesmek buna bir örnektir.
Küçük Şirk:
İslam milletinden çıkarmayan şirktir. Allah Teâlâ'dan başkası adına yemin etmek, fayda sağlaması ya da zararı defetmek için takılan muska, bir kimsenin insanların kendisine baktıklarını görünce namazını daha iyi kılması gibi küçük riya buna bir örnektir.

Cevap: Gaybı ancak Allah bilir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.} [Neml Suresi: 65. Ayet]

Cevap: İmanın şartı altıdır.
1- Allah Teâlâ'ya iman etmek.
2- Meleklerine iman etmek.
3- Kitaplarına iman etmek.
4- Rasûllerine iman etmek.
5- Ahiret gününe iman etmek.
6- Hayrıyla ve şerriyle kadere iman etmek.
✍ Bunun delili:
Müslim'de gelen meşhur Cebrâîl hadisidir. Cebrâîl Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: «Bana iman'dan haber ver! dedi. O da: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere iman etmendir.» diye cevap vermiştir.

Cevap: Allah Teâlâ’ya İman: Allah'ın bir ve tek olarak seni yaratan, sana rızık veren, her şeyin sahibi ve yaratılmışların işlerini çekip çeviren olduğuna iman etmendir. İbadet edilen O'dur. O'ndan başka hak ilah yoktur. Yaratma, emretme, hüküm ve kanun koyma sadece O'na aittir ve O'nun ortağı yoktur.
Şüphesiz O; yücedir, eksiksizdir, hamdın tamamı O'na mahsustur, en güzel isimler ve en yüce sıfatlar O'na aittir. O'nun ortağı yoktur ve hiçbir eşi, benzeri yoktur.
Meleklere İman:
Onlar, kendisine kulluk etmeleri ve emrine tam olarak teslim olmaları için Allah'ın nurdan yarattığı mahluklardır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Bilakis o melekler, Allah'ın seçkin, şerefli kullarıdır.} {O’nun sözünün önüne geçmezler, sadece O’nun emriyle hareket ederler.} [Enbiyâ Suresi: 26, 27. Ayetler]
Aleyhissâlâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: «Melekler nurdan yaratıldı.» Hadisi Müslim rivayet etmiştir.
- Bunların arasında peygamberlere vahiy getiren Cebrâîl -aleyhisselam- da vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Şüphesiz bu Kur’an âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.} {Onu, senin kalbine Rûhulemîn indirmiştir.} {Senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye.} {Açık bir Arapça ile} [Şuarâ Suresi: 192-195. Ayetler]
Kitaplara İman: Allah'ın rasullerine indirdiği kitaplardır.
- Kuran'ı Kerim: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e.
- İncil: Îsa -aleyhisselam-'a.
- Tevrat: Mûsâ -aleyhisselam-'a.
Zebûr:
Davûd -aleyhisselam-'a.
- İbrahim ve Mûsâ'nın Sahifeleri: İbrahim ve Mûsâ'ya aleyhimesselam-'a indirilen sahifelerdir.
Rasullere İman:
Onlar, Yüce Allah'ın kullarına öğretmek, onları hayır ve Cennet'le müjdelemek, şerden ve Cehennem'den sakındırmak için gönderdiği kimselerdir.
Onların en hayırlıları Ulü'l-azm olan peygamberlerdir, onlar:
Nûh -aleyhisselam-.
İbrahim -aleyhisselam-.
Mûsâ -aleyhisselam-.
Îsa -aleyhisselam-.
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir.
Ahiret Gününe İman Etmek:
Öldükten sonra kabirde, kıyamet gününde, yeniden diriliş ve hesap gününde olacaklara iman etmektir. Cennetliklerin ve cehennemliklerin gidecekleri yerlerde istikrar edecekleri gündür.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir. Kim Cehennem'den uzaklaştırılır da Cennet'e konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir.} [Âli İmran Suresi: 185. Ayet]
Hayrıyla ve Şerriyle Kadere İman Etmek:
Kader: Allah'ın evrende olup biten her şeyi bildiğine inanmaktır. Muhakkak ki O, var olmasını ve yaratılmasını istediklerini Levh-i Mahfuz'a yazmıştır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık. 49} [Kamer Suresi: 49. Ayet]
- Kaderin dört mertebesi vardır:
Birincisi: Allah Teâlâ'nın ilmidir. Her şey hakkında önceden ilmi de dahil olmak üzere, olaylar olmadan önce ve sonrasını (ezeli) ilmiyle bilmesidir.
Delili; Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:
{Kıyamet saati hakkındaki bilgi yalnız Allah’ın katındadır. O, yağmuru yağdırmakta, rahimlerdekini bilmektedir. Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez, hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Ama Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.} [Lokman Suresi: 34. Ayet]
İkincisi: Allah bunu Levh-i Mahfuz'da yazmıştır. Olmuş ve olacak her şey O'nun yanında bir kitapta yazılıdır.
Delili; Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:
{Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.} [En'âm Suresi: 59. Ayet]
Üçüncüsü: Her şey Allah'ın dilemesi ile olur. Allah'ın ve yarattığı bir varlığın yaptığı bir şey Allah Subhânehû ve Teâlâ'nın dilemesi dışında meydana gelmez. Kulun seçme hakkı, iradesi ve dilemesi vardır. Ama bu irade ve dileme ancak Allah Subhânehû ve Teâlâ'nın dilemesinden sonra gerçekleşir.
Delili; Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:
{Sizden dosdoğru olmayı dileyenler için} {Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.} [Tekvir Suresi: 28,29. Ayetler]
Dördüncüsü: Bütün varlıkların Allah'ın yarattığı varlıklar olduğuna, onların nefislerini, sıfatlarını, hareketlerini ve içlerindeki her şeyi Allah'ın yarattığına inanmak.
Delili; Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:
{Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.} [Sâffât Suresi: 96. Ayet]

Cevap: O; Allah Teâlâ'nın kelamıdır, yaratılmış değildir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah’ın kelamını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı...} [Tevbe Suresi: 6. Ayet]
Bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: «Allah’ın sözlerinin diğer sözlere karşı üstünlüğü; Allah’ın yarattıklarına karşı üstünlüğü gibidir.» Tirmizî rivayet etmiştir.

Cevap: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in her sözü, ameli, takriri/onaylaması, yaratılış veya ahlaki özelliğidir.

Cevap: İnsanların din adına sonradan uydurdukları, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı zamanında olmayan her şeydir.
- Bidati kabul etmiyoruz ve onu reddetmemiz gerekiyor.
Çünkü Nebi -aleyhissalatu vesselam- şöyle buyurmuştur: «Her bidat, dalalettir (sapıklıktır)» Hadisi Ebû Davûd rivayet etmiştir.
Başka bir hadiste Peygamber Efendimiz-aleyhissalatu vesselam- şöyle buyurmuştur: «Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir.» Hadisi Müslim rivayet etmiştir.
İbadetlere eklenen fazlalık, abdest alırken azaları dördüncü kez yıkanması, Peygamber Efendimiz 'in doğum gününü kutlanmak buna örnek verilebilir. Bunlar Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabından bize aktarılmamıştır.

Cevap: Velâ; Müminleri sevmek ve onlara destek olmaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Mümin erkekler ve Mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır....} [Tevbe Suresi: 71. Ayet]
Berâ: Kâfirlere buğz etmek ve onlara düşman olmaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine şöyle demişti: “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız, sizin dininizi inkâr ediyoruz. Siz bir tek Allah’a ibadet edinceye kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.} [Mümtehine Suresi: 4. Ayet]

Cevap: Yüce Allah, İslam'dan başkasını kabul etmez.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır.} [Âli İmran Suresi: 85. Ayet]

Cevap: Söz ile yapılana örnek: Allah Subhânehû'ya ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sövmek.
Amel ile yapılana örnek:
Kur'an'a hakaret etmek veya Allah Teâlâ'dan başkasına secde etmek.
İtikatta küfre girmeye örnek:
Allah Teâlâ'dan başka ibadete layık bir ilah bulunduğuna veya Allah Teâlâ ile birlikte bir yaratıcının olduğuna inanmak.

1- Büyük Nifak: Küfrü gizlemek ve imanı göstermektir.
İslam dininden çıkarır ve büyük küfürdür.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Şüphe yok ki münafıklar Cehennem'in en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.} [Nisâ Suresi: 145. Ayet]
2- Küçük Nifak: Yalan söylemek, sözünde durmamak ve emanete ihanet etmek buna bir örnektir.
İslam'dan çıkarmaz, günahlardandır ve yapan kimse azaba maruz kalır.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.» Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.

Cevap: O, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur...) [Ahzâp Suresi: 40. Ayet]
- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur.» Hadisi Ebû Dâvûd, Tirmizî ve diğerleri rivayet etmiştir.

Cevap: Mucize; Allah'ın, peygamberlerinin doğruluğunu göstermek için onlara verdiği olağanüstü her şeydir. Örneğin:
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- için ayın ikiye yarılması Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Vakit yaklaştı ve ay ikiye yarıldı.} {Onlar bir mucize görseler hemen yüz çevirip, “Bu öteden beri bilinen bir sihir!” derler.} {Hep yalan saydılar ve kişisel arzularına uydular; oysa her iş yerli yerindedir.} [Kamer Suresi: 1-3. Ayetler]
- Mûsâ -aleyhisselam- için denizin yarılıp Firavun ve askerlerinin suda boğulması. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun askerlerini suda boğmuştuk.} [Bakara Suresi: 50. Ayet]

Cevap: Sahabe; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile karşılaşan, ona inanan ve İslam üzere can veren kimsedir.
- Onları sevmemiz ve peşlerinden gitmemiz gerekmektedir. Onlar peygamberlerden sonra insanların en hayırlı ve en faziletli olanlarıdır.
En faziletlileri; dört halifedir:

Ebû Bekir -radıyallahu anh-.
Ömer -radıyallahu anh-.
Osman -radıyallahu anh-.
Ali -radıyallahu anh-.
Allah Teâlâ sahabeler -radıyallahu anhum- hakkında şöyle buyurmuştur: {Muhacirler'in ve Ensar'ın ilkleri ile onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan razıdırlar. Onlara, sonsuza dek hep içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. Büyük bahtiyarlık işte budur.} [Tevbe Suresi: 100. Ayet]

Cevap: Onlar, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eşleridir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Peygamber, Müminlere kendilerinden daha yakındır, eşleri de onların anneleridir.} [Ahzâp Suresi: 6. Ayet]

Cevap: Biz onları sever ve dost ediniriz, onlara buğz edenlere bizde buğz eder, onların sevgisinde aşırıya kaçmayız. Ehlibeyt, Rasûlullah'ın eşleri, zürriyeti, Haşimoğulları ve Muttalipoğulları'dından Mümin olan kimselerdir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Allah sizi sadece günah kirlerinden arındırmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor.} [Ahzâp Suresi: 33. Ayet]
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hadisinde şöyle buyurmuştur: «Ehl-i Beytim hakkında size Al­lah'ı hatırlatırım!. Ehl-i Beytim hakkında size Allah'ı hatırlatırım! Ehl-i Beytim hakkında size Allah'ı hatırlatırım!» Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.

Cevap: Onlara hürmet etmek, masiyet olmaksızın onları dinleyip itaat etmek, gizliden onlara dua etmek ve nasihat etmek, apaçık bir küfür görmedikçe onlara isyan etmemektir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ulü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır, hem de en güzelidir.} [Nisâ Suresi: 59. Ayet]

Cevap: Cennet'tir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Şüphe yok ki Allah, iman edip salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan Cennetlere sokacaktır...} [Muhammed Suresi: 12. Ayet]

Cevap: Cehennem'dir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, kâfirler için hazırlanmıştır.} [Bakara Suresi: 24. Ayet]

Cevap: Korku; Allah'tan ve O'nun cezalandırmasından korkmaktır.
Ümit:
Allah'ın sevabını, mağfiretini ve merhametini ümit etmektir.
Delil:
Allah Teâlâ'nın şu sözüdür: {Onların dua edip yalvardıkları bu kimseler, “Hangimiz daha yakın olacağız?” diye Rablerine vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.} [İsra Suresi: 57. Ayet]
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Kullarıma benim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olduğumu haber ver. Ama azabım da çok elem verici bir azaptır!} [Hicr Suresi: 49, 50. Ayetler]

Cevap: Allah; Er-Rab, Er-Rahman, Es-Semi', El-Basîr, El-Alîm, Er-Rezzâk, El-Hayy, El-Azîm, El-Hakîm.... Diğer güzel isimleri ve yüce sıfatları olandır.

Cevap: Allah; eşi ve benzeri olmayan, ibadeti hak eden tek ilah demektir.
Er-Rab: Yaratan, mülkün sahibi, rızıklandıran ve işleri tek başına çekip çeviren, her türlü eksiklikten münezzeh olandır.
Es-Semi': İşitmesi her şeyi kuşatan, bütün sesleri farklılık ve çeşitlilikleriyle işitendir.
El-Basîr: Her şeyi gören, küçük büyük her şeyi görendir.
El-Alîm: Her şeyi bilen, geçmiş, şimdiki ve gelecekteki her şeyi ilmi ile kuşatandır.
Er-Rahmân: Rahmeti her canlıyı kuşatan, dolayısıyla bütün kulları ve mahlukatı rahmeti altında tutandır.
Er-Rezzâk: İnsan, cin ve tüm canlıların rızkından sorumlu olandır.
El-Hayy: Diri, ölmeyecek olandır. Bütün yaratılmışlar ölürler.
El-Azîm: İsimlerinde, sıfatlarında ve fiillerinde her türlü kemal ve azamet sahibidir.
El-Hakîm: Yaratmasında hikmet sahibi, onu en mükemmel, en iyi yapan, yaratmasında ve emrinde hikmet sahibidir.
Hikmet:
Her şeyi yerli yerinde mertebe ve konumuna uygun yapandır.

Cevap: Biz onları severiz, dini konularda ve daha önce benzeri görülmemiş konularda onlara dönüp sorarız. Onları ancak güzellikle anarız. Kim onlar hakkında bundan başka bir şekilde konuşursa bu iş kötüdür. O, doğru yolun dışında bir yoldur.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Allah içinizden iman edenleri ve ilim sahibi olanları yüksek derecelere çıkarır. Yapıp ettiklerinizden Allah tamamen haberdardır.} [Mücâdele Suresi:11. Ayet]

Cevap: Onlar, Mümin ve takva sahibi olanlardır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{İyi bilin ki, Allah'ın dostları için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de! Onlar iman edip de Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.} [Yûnus Suresi: 62, 63. Ayetler]

Cevap: İman; söz, amel ve itikattır. Dil ile söylemek, kalp ile iman ve amel etmek, uzuvlar ve imanın esaslarıyla amel etmektir.
- Dil ile söylemek, kalp ile iman ve amel etmek, vücut azalarıyla amel etmektir.
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İman yetmiş yahut altmış küsur şubedir. Bu şubelerin en üst seviyesi "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en alt seviyesi ise eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Hayâ etmek de imandan bir şubedir.» Hadisi Müslim rivayet etmiştir.

Cevap: İman itaatle artar, günahla azalır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca Rablerine güvenirler.} [Enfâl Suresi: 2. Ayet]

Cevap: Allah'a O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür.

Cevap: İki şartı vardır:
1- Allah Teâlâ rızası için olursa.
2- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine uygun olursa.

Cevap: Fayda vermesi ve zararı defetmesi hususunda sebeplere sarılıp, Allah Teâlâ'ya güvenerek olur.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter...} [Talâk Suresi: 3. Ayet]
(ona yeter): Yani onu korur ve ihtiyacını karşılar.

Cevap: İyilik; her işte Allah -Azze ve Celle-'ye itaat etmektir. Münker/Kötülük; Allah -Azze ve Celle-'ye karşı işlenen günahların yasaklanmasıdır. Münker: Allah -Azze ve Celle-'ye karşı yapılacak her türlü günahın yasaklanmasıdır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz...) [Âli İmrân Suresi: 110. Ayet]

Cevap: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabının, söz, amel ve itikatlarında bulunduğu yol üzerinde olanlardır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine tabi oldukları ve bidati terk ettikleri için kendilerine Ehl-i Sünnet adı verilmiştir.
Ve'l-cemaat: Çünkü onlar hak üzerinde toplanıp onda ayrılığa düşmemişlerdir.
Nebi -aleyhissâlâtu vesselâm- şöyle buyurmuştur: «İsrail oğulları yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardı. Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi Cehennem’de olacaktır. Ashab: “O fırka kimdir?” diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’de şöyle buyurdu: “Benim ve ashabımın üzerinde olduğu din üzere olanlardır.» Hadisi Tirmizî rivayet etmiştir.